Yükselen Bir Ekonomi Diplomasisi Enstrümanı Olarak Egemen Varlık Fonları: Türkiye Varlık Fonu Uygulaması

Resim
Uluslararası ekonomik sistemin üretim ve ticaret odaklı doğası, son yarım yüzyılda yerini, küresel finansal ilişkilerin yoğunlaştığı, sosyo-kültürel ve siyasal etkileşimlerin hızlandığı, güç mücadelesi argümanlarının çeşitlendiği karmaşık ve genel olarak istikrarsız bir yapıya bırakmıştır. Bu bağlamda günümüz modern devletleri, “ekonomi diplomasisi” araçlarını çeşitlendirip hareket kabiliyetlerini ve potansiyel etki alanlarını genişletmek ve böylece rekabetçi bir özellik kazanarak küresel düzendeki anılan değişim/dönüşüm olgusunu fırsata çevirmeyi amaçlamaktadırlar.
 
Ekonomi diplomasisi kavramı, dar anlamda, devletler-arası ilişkilerin merkezinde yer alan “diplomasi” kavramının bir tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmekte, ancak geniş mânada ülkelerin küresel ekonomik vizyonları çerçevesinde belirlenecek stratejik alanlarda, ulusal ve/veya uluslararası, sivil ya da hükümet-dışı her türlü aktörün katılımıyla zenginleşen/çeşitlenen ticaret, finans ve yatırım faaliyetlerinin temsîlî, istihbarî ve operasyonel kabiliyetini ifade etmektedir. Buna göre ekonomi diplomasisinin en önemli alternatif araçlarından birisini de, son dönemde klasik işlevlerinden farklılaşarak yükselen ulusal varlık fonları teşkil etmektedir.
 
Ulusal varlık fonlarının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişinin bulunduğu biliniyorsa da, esasen son dönemde farklılaşan yapıları ve birer ekonomi diplomasisi enstrümanı hüviyetine bürünmeleri, 21’inci yüzyılın hemen başına, hatta 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin konut sektöründe başlayıp olumsuz etkileri öncelikle küresel finans piyasalarına yayılan sonrasında ise reel piyasalara yansıyan Küresel Mali Krize dayanmaktadır. Öyle ki ulusal varlık fonlarının ilk örnekleri, genel olarak petrol ve doğalgaz zengini ülkelerin yüksek miktarlardaki tasarruf fazlalarının tek elden ve etkin bir şekilde değerlendirilmesi maksadını taşımakta iken, biraz evvel bahsedilen zaman periyodunda, esasen doğal kaynak zengini de olmayan devletlerin oluşturdukları ulusal varlık fonları, zamanın ruhuna uygun olacak şekilde salt kârlı finansal işlemlerden ziyade bölgesel ve küresel düzeydeki ekonomik operasyonları için de önemli bir organizasyon olarak öne çıkmaktadırlar.
 
İşte bu minvalde, öğretilmiş sistematiğin dışına çıkarak oluşturulan Türkiye Varlık Fonu da, gerek arkasındaki güçlü siyasal irade gerekse şimdiye kadar kendisine devredilen finansal varlıkların büyüklüğü dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel vizyonuna ışık tutmaktadır. Fakat her ne kadar kuruluş kanununun gerekçesinde bir ekonomi diplomasisi aracı olduğu hususuna yer verilmiş ise de, kurumsal/organizasyonel oluşumunun oldukça yavaş ilerlemesi, yasal görev kapsamının oldukça sınırlı tutulması, araç ve ilişki biçimlerinin tanımlanmaması gibi handikaplar nedeniyle, siyasi iradenin beklediği maksadın tam olarak hâsıl olmaması riski bulunmaktadır. Bu tebliğ kapsamında, Türkiye Varlık Fonu’nun karşı karşıya bulunduğu risklerin analiz edilmesi ve yapıcı politika önerilerinin sunulması hedeflenmektedir.
 
Saygın, Emre ve Tahsin Yamak (2017). Yükselen Bir Ekonomi Diplomasisi Enstrümanı Olarak Egemen Varlık Fonları: Türkiye Varlık Fonu Uygulaması, 9. Uludağ Uluslararası İlişkiler Kongresi (Dünya Politikasında Kriz ve Değişim), Bursa, 23-24 Ekim 2017.
X